Konuya ve markete bodoslama giriş
Ekim 29, 2007
-Böyle bodoslama bi girişle giriyorum direk hiç giriş cümlesi yok- Geçen ay üzerimde en sevdiğim ev kıyafetlerimden biri olan ve bi ara Kıbrıs’ta içkili ortamlara girerken giymekte kullandığım ve gene bi içkili ortamda eğlenceli bi yarışma sonucu kazandığım Becks T-shirt’ü üzerimde markete gitmem gerekti. N’aldığımı geçelim şimdi burada AB araştırması içinde değiliz. Ama genel olarak mesaj vermek gerekecekse evet bira da almış bulundum. Şimdi durum itibari ile evin karşısında bi adet tekel bayii bulunmakta. Ve diğer karşısında ki o da bizim evin karşısında kalıyor (burada kafa kurcalama amacı güdüyorum ama hala kurcalanmadıysa siz devam edebilirsiniz sağ kalmayanları gömüveriyoruz) Miraç isimli, ki isminden de belli olmak üzere alkol satmayacak ve bu vesile ile karşıda bir tekel bayiinin hala ayakta durmasını sağlayan bir adet mahalle süpermarketi bulunmakta. (Hayır arkadaşım, mahalle süpermarketlerinin küçük bakkalları öldürdüğü ile ilgili bi yazı yazacak olsam yazıya böyle başlamazdım, ki öldürmek deyince senaryolar aklımda sıralanmadı da değil.) (tamam her zaman konuyu saptırıyorum, ne var bunda, sonuca ulaşıyoruz işte) Ve ben de öncelikle biraları alıp Miraç markete girdikten sonra Abdullah Gül cumhurbaşkanı olduktan sonra elinde biralar ve üstünde bira reklamlı tişörtle ılımlı İslam modelli bir markete giren ilk kişi olduğuma kanaat getirdim. Sonradan düşündüm de benim hayatımda ilk yaptığım başka daha neler olabilir. Ne kadar radikalim acaba diye. Sonuç şunlar çıktı:
- Umberto Eco’nun Baudolino’sunu altta verilen sözlük anahtarlarına bakmadan okumaya çalışıp hiç bişi anlamadığı için kitaba yarısından yeniden baştan başlayan ilk homo saphien saphien.
- Yaptığı her b.ktan sonra bunu ben yarattım diyebilecek derecede megaloman olabilen ilk yaratıcı insan
- Herkes işerken ismini yazmaya çalışırken bunu tersten yazmaya çalışan ilk bilim insanı (tabi Da Vinci denemediyse)
- Daha fidan halinde olan bi ağaççığın tepesine dokunarak “buna insan eli değen ilk kişi benim ve bu ağaç büyüdüğünde en tepesine dokunmuş olacağım” diye düşünen ilk manyak
- Katıldığı yemeklerde, balolarda bilumum pasta servisinin yapıldığı davetlerde pasta kesiminden önce pastaya ilk parmak atan kişi olma hazzına ulaşmaya çalışan obez psikolojiye sahip kişilik
- Katıldığı bu tarz davetlerde ismi ve sıfatından önce dans eden kişiliğiyle hatırlanan esnek karakter.
- WordPress’e sırf paylaşacak bişi olmasından çok canı sıkıldığı ve can sıkıntısını paylaşan ilk blog yazarı.
- Kalemle yazmaktan sıkılıp sırf bu yüzden not alabilmek için bilgisayarı açabilen yada ipaq de not tutan, zorunlu kaldığı durumlarda ise yazarken sıkılıp kendisinin bile okuyamadığı bir yazı fontu ile not tutan ilk okur yazar
- Sosyal ağlara (sosyomat….) sırf arkadaş davetiyesi ile girip sadece arkadaşları ile sosyal kalan asosyal birey
- Askerdeyken spor yapmayan ilk sportif ve yeşil karakter.
- İnternet gazetelerinde ki bilim haberlerine yapılan yorumlara içerleyip, sinir krizleri geçirip yine de okuyan azimli endam.
- Herkes dip not yazarken ilk not yazmayı deneyen yazı mühendisi
- Bi ay geçmiş bi olayı sanki dün olmuş gb yazma gereği duyan t-shirt üstü hırka kişisi.
Kasım 15, 2007 9:10 am
yazınızı çok beğendim evladım.düzgün türkçenize de hayran kaldığımı belirtmeden iletemeyeceğim.
Kasım 15, 2007 11:14 pm
yalnıs anacığım o ne ola öle “hayran kaldığımı belirtmeden iletemeyeceğim” belirtmeden edemeyeceğim olmasın o
şeker anam canım anam bircik anamm 
Mayıs 15, 2008 2:30 am
Hello my friends

Haziran 19, 2008 1:37 am
Somehow i missed the point. Probably lost in translation
Anyway … nice blog to visit.
cheers, Flatcar.