Gönderen: SeSar | Temmuz 18, 2009

Ig-Nobel Tam Gaz!

Çocukluğumuzda, daha iyi bir tasvirle ilkokula başladığımız kısmında hani, kitap ve defterlerimizin köşelerine ataç sıkıştırırdık. Aksi gibi sıkıştırmadığımız zamanlarda köşelerinde katlanma kıvrılma gibi değişik temalarla kullanmak zorunda kalırdık. O zamanlar ben ataçların bu niyetle kullanıldıklarını düşünürdüm sadece… Haa bi de zincir yapıyorduk o ayrı. Nitekim bizim o kullandığımız ataçlar da sırf bu işlev için üretilmiş, şu anki üç açılı ataçtan ziyade kız tokası kıvamında renkli eciş büzüş bir şeylerdi. N’oldu da sonra kitapları kıvırmamayı öğrendik bunu ilk başta nasıl beceriyorduk bunlar bilimsel olarak incelenmesi gereken konular diyerek ig-nobel a aday konu buluyorum. :)

En son Ig-Nobel Ödülleri hakkında yazdıktan sonra iki kez daha gerçekleşmiş organizasyon. Ben de paylaşayım 2009 da açıklanmadan dedim hemmen:

2007

Tıp: Brian Witcombe ve Dan Meyer’ den “Kılıç Yutmak ve Yan Etkileri“…

…isimli insanı delen geçen makaleleri için!

Fizik: L. Mahadevan ve Enrique Cerda Villablanca, kağıtların nasıl kırıştıkları üzerine yaptıkları çalışmalar için,

5819620468 tane A4 sayfasını kırıştırarak bilime yön vermişler.

Dilbilim: Juan Manuel Toro, Josep B. Trobalon ve Nuria Sebastion-Galles, sıçanların bazen geriye doğru Japonca konuşan kişiyle, geriye doğru Hollandaca konuşan kişiler arasındaki farkı anlamadıklarını gösterdikleri için,

Hadi çalışmaya mana kattık da en başındaki “bazen” ne o zaman? İşine gelmiyordur anlamak. “ya anamıza sövüyorsa” şeklinde duymamaya çalışıyordur garibim.

Barış: The Air Force Wright Lab, “Gay Bombası” isimli kimyasal silah üzerine yaptıkları araştırma geliştirme çalışmaları için, – (düşman askerlerin birbirlerine karşı engel olamayacakları cinsel duygular geliştirmesine yol açan bir silah!)

Eşcinselliği silah olarak kullanma sonucu pembe tezkere verilmesini de durdurmuşlar diye duydum ben, söyleyenlerin yalancısıyım :)

Ekonomi: Kua Cheng Hsieh, 2001 yılında banka soyguncularının üzerlerine bir ağ atarak onları kıskıvrak yakalayacak bir alet geliştirip patentini aldığı için,

Bu silahı balıkçılık-avlanma dalında aday gösteriyorum; ekonomi ne yaaa… Ayrıca bu silah olta balıkçılığını da bitirir kanımca…

Havacılık: Patricia V. Agostino, Santiago A. Plano ve Diego A. Golombek, Viagranın hemsterlarda jetlag etkisini azalttığını keşfettikleri için,

Hamsterlar da viagraları yemeden önce ağızlarında biriktiriyorlarmış deniliyor ama bu konuda da inceleme var mı acep? Tamamını Okuyun…

Gönderen: SeSar | Temmuz 7, 2009

Zincirleme Halde Takıldıklarım

Sizi bilmiyorum ama ben curling (körling) izlerken takılıyorum, daha ayrıntılı açıklamayla araba farı görmüş ceylan gibi kilitleniyorum sanırım.  Her daim taraf tutmaya alışmış kısmımla hah şimdi kırmızılar kazanır diyerek kırmızıların sarılara yenilmesini izlerken bi taraftan da baskın bir düşünce ile “bunlar da sporcu mu bea” şeklinde de kendimce kafamı yormuyor da değilim. Göbekli amcaların buzu fırçalaması yada heyecanla sağ-sol-sert gibi bağırışları eşliğinde daha güzide bir tenis maçını kaçırabiliyorum. Tabii ki tenis maçında kilitlenmek gibi bi durumum olmadığından ve kanalı akabinde en fazla bi set sonunda değiştirebildiğimden sanırım tenisi daha güzide bulmaktayım diye de düşünmüyor sayılmam hani.

Yıllarca düşünsem curling hakkında yazabileceğim aklıma gelmez diyenlerdenseniz ki ben bile nedenini bilmeksizin curling bloğu yazmakta (sanırım bir kilitlenme söz konusu) olduğumu size izah edip kısa keseyim. Geçenlerde amansızca nette dolanırken rastladığım minyatür içki oyunu ve bunu dahiyane bulmam ile herşey başladı bu size yaşattığım eziyet pardon. -“Dahiyane” tabirini kullanış tarzıma gelince bu kesinlikle aşağıdaki gibi bir skala ile bakılabilir.- Soranlar için VS2 berraklığında I-J renklerinde bir fikir olduğu kanaatindeyim.

IF        : bunu kesinlikle ben bulmalıydım

VVS1  : bunu ben düşündüydüm

VVS2  : bunu düşündüm ama biri iyi ki yapmış

VS1     : işte sonunda yaptılar

VS2     : bu gerçekten işimize yarayabilir

SI1      : bu ve benzerleri zaten var

SI2      : her gün bir benzeri çıkıyor

SI3      : bunu kesinlikle araklamışlar

I1        : bu daha önceden çıkmamış mıydı?

I2        : yersiz gereksiz

I3        : bi de buna kafa yormuşlar Tamamını Okuyun…

Gönderen: SeSar | Mayıs 5, 2009

Neo & Mimar (Matrix Reconstructed)

Eee heralde farkındayım Matrix hegemonyasının sonlandığını ama güzel kardeşim, iki gözüm, sen bişi anlayabildin mi Mimar ve Neo’nun konuştuklarından? Aşağıda dialoğun gerçek yüzü var bi kontrol et ben Matrix’in 3 bölümüyle doygunluğa ulaştım deme…

neo-architect2

neo-architect21

P.S: Çizimler bana ait olup, renklendirme ve arkafon bilgisayarda (ps ile) hazırlanmıştır. İlginize

P.S2: Meslek karikarü olduğundan bu ne nanedir tarzında soru ve yorumlarınız için araştırma ve empati öneriyorum lakin histeriyle karışık… breah breah…

Gönderen: SeSar | Mayıs 1, 2009

Seçme de Yanında Yat

Evet evet tamam işte, merhaba, merhabalar… Çokça da ben geldim, hani ne hoş geldim, nerde çiçeklerim naraları atmayacağım malum ne gelişim ne gidişim apansız olduğu içindir kendime bile blog sayfamda hoş bulduk değince kelimeler kifayetsiz, gece vakti üstüm kıyafetsiz, artık kısa cümleler kurma iştahım sirayetsiz kalmakta. Tamam, bir hoş bulduk yazısı ile doldurdum bile ki bu  paragraf kadar ilkokul kompozisyonu yazanlar bile var; ben yapmadım ama yapan gördüm hani, valla yaaa ben değilim.

Tımam tımam, aradan neticede bolca zaman geçmiş, leylekler göçüp gelmiş, bilumum diziler bitip yerlerine yenileri türemiş, aradan iki seçim geçmiş, hesabını bilmeyenler için açarak söyleyeyim 3,4 oz yane 100ml parfümler bitmiş, krizler neticesinde prizlerde tutulan elektronik eşya nüfusu düşmüş bile olabilir. Hayat bu bitip tükenen, gidip kaybolan şeylerin ardından kafa yorulmadan olmuyor. Zira hemen dikkatli okuyucu atladı şu anda, “2 seçim değil bir seçim geçti ondan önce de kayıptın ama en son yazdığından beri bıdı bıdı…” diye lakırdıyor şimdi. Bilinçli okur sen sus ve okumaya devam et. Neticede senin ödevin görevin bu. Hakkaniyet peşindeysen git sen de yaz, ey azarlanmaktan sıkılmayan narenciye gönüllü kârim… Evet, mirim, ben de tam orda kaldıydım. Ama aşa, seçim derken hani, sayısında değil… Seçme işlemi kısmısında:

Ne düşündüğümü paylaşmasam zaten bana “ne kerkenezsin, ne şırfıntısın” gibi ithamlarda yada daha kötülerinde bulunacaktınız diyerek hemen konuya girişesim geldi. Tamamını Okuyun…

Gönderen: SeSar | Ekim 29, 2007

Konuya ve markete bodoslama giriş

-Böyle bodoslama bi girişle giriyorum direk hiç giriş cümlesi yok- Geçen ay üzerimde en sevdiğim ev kıyafetlerimden biri olan ve bi ara Kıbrıs’ta içkili ortamlara girerken giymekte kullandığım ve gene bi içkili ortamda eğlenceli bi yarışma sonucu kazandığım Becks T-shirt’ü üzerimde markete gitmem gerekti. N’aldığımı geçelim şimdi burada AB araştırması içinde değiliz. Ama genel olarak mesaj vermek gerekecekse evet bira da almış bulundum. Şimdi durum itibari ile evin karşısında bi adet tekel bayii bulunmakta. Ve diğer karşısında ki o da bizim evin karşısında kalıyor (burada kafa kurcalama amacı güdüyorum ama hala kurcalanmadıysa siz devam edebilirsiniz sağ kalmayanları gömüveriyoruz) Miraç isimli, ki isminden de belli olmak üzere alkol satmayacak ve bu vesile ile karşıda bir tekel bayiinin hala ayakta durmasını sağlayan bir adet mahalle süpermarketi bulunmakta. (Hayır arkadaşım, mahalle süpermarketlerinin küçük bakkalları öldürdüğü ile ilgili bi yazı yazacak olsam yazıya böyle başlamazdım, ki öldürmek deyince senaryolar aklımda sıralanmadı da değil.) (tamam her zaman konuyu saptırıyorum, ne var bunda, sonuca ulaşıyoruz işte) Ve ben de öncelikle biraları alıp Miraç markete girdikten sonra Abdullah Gül cumhurbaşkanı olduktan sonra elinde biralar ve üstünde bira reklamlı tişörtle ılımlı İslam modelli bir markete giren ilk kişi olduğuma kanaat getirdim. Sonradan düşündüm de benim hayatımda ilk yaptığım başka daha neler olabilir. Ne kadar radikalim acaba diye. Sonuç şunlar çıktı: Tamamını Okuyun…

Gene, yine, yeniden bi “Eylül 4”; yani bi gün geç yazdığımdan yola çıkarak beni ahmaklıkla suçlamakta acele etmeyin. Sonuçta dünü yaşamadan nasıl yazmamı bekliyorsunuz yafu? Neyse efenim dün itibari ile çeyrek yüzyılı devirmiş bulunmaktayım. Bir çeyrek altınım evet, iltifatlarınız göz alıcı. Geçen seneye nazaran daha kalabalık girdiğim yaş günümde (bu sefer 5 kişiydik) ng hayvanlarım bi nebze daha artarken, yemiş bulunduğum ızgara et, meze ve drinkeble things den sora bu yazıyı da belli bir exhausting aşamasının ardından yazdığımı nedense kuru boş bi şekilde paylaşma gereği duydum. Geçen seneye nazaran daha enerjik, polyannatif bi akım takınarak ve hatta yaşlanmaktan çok daha genç hissettiğim gerçeğinin de üstüne basarak, dinç bi yaş günü yaptığımı fazla ayrıntıya girmeden geçiyorum. Tamam tamam ayrıntı istiyorsunuz. Bi kilo et, sumaya takılmış bi hortum, binbir meze ve salata ile masanın önünde tahtına kurulmuş bişi düşünün adına da “SeSar” deyin. İşte o bendim. Benim yaş günüm yerine Beyonce’un sıkıcı doğum gününe gidenlerin üstüne lanet insin diyeyim. Sonuçta hatun benden yaşlı bunu artık kabullenin. Hala genç, körpe ve diri fücudum varken Beyonce’un kalçalarını düşünüyorsanız ya aşırı abaza yada miyopsunuz adamım. Hipermetrop mu? O kadar yaklaşıyor musun ki yanına sanki? Ben sana en iyisi bi “Abazanal 100mg” yazayım. Yok artık Beyonce’un “B” harfini neye benzetiyorsun? “Çüşşşş” deyişim oraya kadar geldi demek. Neyse senin için şu Beyonce yaş günü kutlama resmini ekleyeyim ozman. Bu resimde senin “B” harfi de gözüküyor hadi iyisin.

257nf6.jpg

P.S Uzun zamandır yazmayışımın nedeni olarak gösterdiğim sürmenaj bünyemin de yavaştan normale döndüğünün de müjdecisi olayım istedim(yavaş olan bünyem değil ağırdan almayı seviyorum alala). Herkes için 4 Eylül bayram olmalı değil mi? Ne? Sürmenaj mı ne demek? Yok kardeşim yok anam babam ne sürmene, nede patinaj ile alakalı… Tamam bi yerde beyninizi motora benzetirseniz kayış sıyırması da diyebilirsiniz bu duruma. Tabi ki bu sizin benzetme yapma konusunda ısrarınızın, yada başka türlü örnek verilmeden konuyu anlayamayışınız ile alakalı bi durum. Ve aslında bu da bi sürmenaj belirtisi olabilir; dikkat!!! Paranoyaksanız bu laf üzerine nette nasıl sürmenajdan kurtulurum diye arama yapmaya başlamanız olası. Nerden mi biliyorum? Adamım az önce sürmenaj olduğumu söylediydim. Sen de bi sürmenajlık sezinliyorum bak.

« Yeni Yazılar - Eski Gönderiler »

Kategoriler